Interior of an anatolian restaurant

Sense of The Space

Kültürel

Mekân, insanın algılayabildiği üç boyuttan daha fazlasını içerir.

Konum

Italy

Yıl

2016

Kategori

Kültürel

Durum

Araştırma

“Üçüncü Peyzaj – Gezegen Bahçesi’nin belirsiz bir parçası – insan tarafından peyzajın evrimine, yani yalnızca doğaya bırakılmış alanların toplamını ifade eder.”

— Gilles Clément

“Görme, dokunmanın zaten bildiğini açığa çıkarır. Dokunma duyusunu görmenin bilinçdışı olarak düşünebiliriz. Gözlerimiz uzak yüzeyleri, konturları ve kenarları adeta okşar; bilinçdışı dokunsal duyum ise deneyimin hoş ya da rahatsız edici olup olmadığını belirler. Uzak ve yakın aynı yoğunlukta deneyimlenir ve tek bir bütünlüklü deneyimde birleşir.”

— Juhani Pallasmaa

Mekân, insanın algılayabildiği üç boyuttan daha fazlasını içerir. Durağan ve zamansız bir peyzaj, mekân algımızı şekillendirir. Böyle bir peyzajın sunduğu deneyim yalnızca görsel değildir; dokunsal, işitsel, kokusal ve hatta tatsal duyuların da dahil olduğu çok katmanlı bir deneyimdir.

Aynı zamanda bedene ait bir içsel mekân da vardır. Bedenin kendi içindeki duyumlar bu iç mekânı oluşturur. Bu iç mekân, görme, dokunma, ses ve koku aracılığıyla algıladığımız dış mekândan farklıdır. Su, ışık ve hava gibi unsurlar bu içsel mekânın temel bileşenleri hâline gelir ve mekânın programatik kurgusunu şekillendirirken doğal dünyayı çağrıştırır.

Mimarlık, peyzajdaki boşluklara yerleşir ve onları tamamlar. Mimarlığın özü, mekânı deneyimlemek, onunla etkileşime girmek ve onu tamamlamaktır.

Proje, denizden deniz fenerine doğru yükselen kıyı peyzajında, kayalıkların toprak peyzajına dönüştüğü bir eşik üzerinde konumlanır. Bu geçiş hattında yer alan mekân, doğal çevre ile insan arasında aracı bir rol üstlenir.

Nesnel görsel mekân, kare ve küre gibi klasik geometrik formlar aracılığıyla bir araya getirilir. Bu formlar mekânı düzenlerken aynı zamanda yalnızca görsel algının sınırlarını aşarak alanın topografyasıyla ilişki kurar. Geometrik biçimlerin bu beklenmedik birlikteliği, çevredeki doğanın keskin, tekrar eden ve dramatik karakterini yansıtır. Yerel malzeme yeniden düzenlenerek, çevresiyle ilişki kuran ve yeni oluşumlara olanak tanıyan yaşanabilir mekânlar oluşturulur.

“Bir yapıya girerim, bir oda görürüm ve bir saniyenin çok küçük bir anında onun hakkında bir his oluşur… Atmosferleri duygusal duyarlılığımız aracılığıyla algılarız. Bu algılama biçimi son derece hızlıdır ve insanların hayatta kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu bir yetidir.”

— Peter Zumthor

Bu bağlamda proje bir meditasyon mekânı önerir. Dokunulmamış doğa çoğu zaman insan etkinliğinin geri planda kaldığı idealize edilmiş bir durum olarak görülür. Meditasyon mekânının amacı, ziyaretçilerin çok duyulu bir deneyim yaşayabileceği zamansız ve boş bir peyzaj sunmaktır.

Bu durumda mimarlık, bozulmamış doğal güzelliğin algılanmasına açılan bir eşik olarak çalışır. Aynı zamanda doğal çevrenin korunması, hem tasarım yaklaşımında hem de mekânın günlük yaşamında etik bir önem taşır. Mimarlık peyzajı baskılayan bir unsur değil, onu çerçeveleyen ve görünür kılan bir aracı olarak konumlanır.

Daha fazla oku