
Who Owns The City?
Tasarım, konut blokları ile meydan arasındaki bağlantıları yeniden kurarak avlular ve düşey modüller aracılığıyla kamusal ve yarı kamusal mekânlar üretir.
Konum
Hamburg, Germany
Yıl
2015
Durum
Araştırma
Son yirmi yıl içinde Hamburg, kentsel gayrimenkulün büyük bir bölümünü özel yatırımcılara satarak ofis kuleleri ve lüks konut projelerinin gelişimini teşvik etmiştir. Özellikle iç kent bölgelerinde verilen yapı ruhsatları, kent merkezinde kira fiyatlarının hızla yükselmesine yol açarken kamu konutlarının sayısı önemli ölçüde azalmıştır. Son on yedi yılda Hamburg’daki kamu konutları yaklaşık 210.000 birimden 100.000’in biraz üzerine düşerek %50’den fazla azalmıştır.
Buna karşın 2011 yılı sonunda şehirde yaklaşık %8 oranında boş ofis alanı bulunmakta, bu da bir milyon metrekarenin üzerinde kullanılmayan ofis alanına karşılık gelmektedir. St. Pauli gibi mahallelerde ise kira baskısı ve yeni gelişme projeleri giderek artmıştır.
Bu politikalar yalnızca ekonomik sonuçlar doğurmamış, aynı zamanda kentin fiziksel dokusunu da dönüştürmüştür. Yeni projeler çoğu zaman mahallelerin karakterini zayıflatmış ve kamusal alanları giderek ticarileşen mekânlara dönüştürmüştür. Sokaklar bir “vitrinler dizisi”ne dönüşürken, ortaya çıkan yaşam biçimi bölgenin yerleşik sosyal ve kültürel alışkanlıklarıyla uyumsuz hale gelmiştir.
Bu dönüşümün en belirgin örneklerinden biri Reeperbahn yakınındaki Esso Häuser kompleksidir. 1950’lerin sonunda uygun fiyatlı konut olarak inşa edilen ve zemin katında kulüp ve restoranların bulunduğu bu yapı, özel bir yatırımcı tarafından yıkılarak yeniden geliştirilmek üzere planlanmıştır. Yapılarda tespit edilen taşıyıcı sistem sorunları nedeniyle kiracılar binaları terk etmek zorunda kalmış ve bu durum kentte soylulaştırma karşıtı protestoları tetiklemiştir.
Proje, bu sürece eleştirel bir mimari yaklaşım önerir. Esso Häuser güncel teknolojilerle yeniden yorumlanırken Spielbudenplatz ile olan ilişkisi ve kentsel hafızadaki yeri korunur. “Parazitik” bir yapı kurgusu olarak tasarlanan öneri, soylulaştırma süreçlerine karşı bir karşı duruş niteliği taşır.
Tasarım, konut blokları ile meydan arasındaki bağlantıları yeniden kurarak avlular ve düşey modüller aracılığıyla kamusal ve yarı kamusal mekânlar üretir. Ticari birimler meydan kotunda yer alırken konut dolaşımı kamusal ve rekreasyon alanlarını içeren yükseltilmiş bir platformdan başlar.
Sekiz katlı konut blokları farklı hane tiplerine uyum sağlayan modüler bir sistemle kurgulanmıştır. Düşey dolaşım boyunca yer alan yarı özel ortak alanlar, kullanıcılar arasında etkileşim kuran sosyal mekânlar oluşturur.
Daha fazla oku








